Cette publication ne fait pas partie de la bibliothèque YouScribe
Elle est disponible uniquement à l'achat (la librairie de YouScribe)
Achetez pour : 5,99 € Lire un extrait

Téléchargement

Format(s) : PDF - EPUB - MOBI

sans DRM

Harp ve Sulh

424 pages

İstanbul’daki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ile merkezi Lizbon’da bulunan Calouste Gulbenkian Vakfi’nm ortaklaşa yayınladıkları, Fransa’daki "Türkiye Mevsimi" çerçevesinde (2009) Paris’teki Calouste Gulbenkian Kültür Merkezi ve Paris-Sorbonne Üniversitesine bağlı Uygulamalı Yüksek Araştırmalar Okulu’nun birlikte düzenledikleri bir kolokyumun ürünlerine dayalı bu kitap bize şaşırtıcı bilgiler sunuyor. İstanbul’un fethinden, Lozan Antlaşması’na kadar, birden çok medeniyetin stratejik buluşma noktasında yer alan Osmanlı İmparatorluğu, Batı Avrupa için meydan okunacak başlıca hedef konumundaydı. Avrupa kendini birkaç yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun aynasında seyretti ve onunla rekabet halinde iken bile, siyasal ve askeri gücü, yönetiminin mükemmelliği, maddi kültürünün İnceliği karşısında hayranlığını gizleyemedi. Ama özümseme ile dışlama arasında gidip gelen bu hayranlık, sonunda, onu yok etme ihtirasına yenik düştü. Peki, acaba bu gidişat tek yönlü müydü? Kuşkusuz Osmanlı İmparatorluğu da Avrupa’ya yönelik fetih ve dize getirme ihtiraslarından yoksun değildi. Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupalı güçler arasında yüzyıllar boyunca sürmüş ilişkileri connected history (bağlı tarihler) perspektifinden ele alan Harp ve Sulh; Avrupa ve Osmanlılar eski bilgilerimize nüanslı yaklaşımlar getirmekle kalmıyor, yeni araştırmaların sonuçlarını da gün ışığına çıkarıyor; bu çerçevede her iki tarafta öbür tarafın nasıl temsil edildiğine dair imgelere ayrıcalıklı bir yer açılıyor, yakınlaşma biçimlerine, temas mekanizma lan na ve bu temaslan kuran aracılara özel bir önem veriliyor. Kitap, Osmanlı konusunda farklı disiplinlerde uzmanlaşmış parlak bir araştırmacılar topluluğunu ve uluslararası planda öne çıkan Osmanlı tarihi uzmanlarından bazılarını bir araya getiriyor. Harp ve Sulh; Avrupa ve Osmanlılar ayrıca, dışa açılma dinamiği çerçevesinde, belki de ilk kez, Türkiyeli okurlara İspanyol ve Portekizli araştırma cila nn çalışmalarını okuma imkânını vererek Akdeniz’in iki ucundaki tarihçilik anlayışlarını buluşturuyor.


Voir plus Voir moins

Vous aimerez aussi

Harp ve Sulh Avrupa ve Osmanlılar
Dejanirah Couto (dir.)
Éditeur : Institut français d’études anatoliennes Année d'édition : 2010 Date de mise en ligne : 23 août 2016 Collection : IFEA/Kitap yayınevi ISBN électronique : 9782362450402
http://books.openedition.org
Édition imprimée ISBN : 9786051050614 Nombre de pages : 424
Référence électronique COUTO, Dejanirah (dir.).Harp ve Sulh : Avrupa ve Osmanlılar.Nouvelle édition [en ligne]. İstanbul : Institut français d’études anatoliennes, 2010 (généré le 17 octobre 2016). Disponible sur Internet : . ISBN : 9782362450402. DOI : 10.4000/books.ifeagd.1624.
Ce document a été généré automatiquement le 17 octobre 2016. Il est issu d'une numérisation par reconnaissance optique de caractères.
© Institut français d’études anatoliennes, 2010 Conditions d’utilisation : http://www.openedition.org/6540
İstanbul’daki Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü ile merkezi Lizbon’da bulunan Calouste Gulbenkian Vakfi’nm ortaklaşa yayınladıkları, Fransa’daki "Türkiye Mevsimi" çerçevesinde (2009) Paris’teki Calouste Gulbenkian Kültür Merkezi ve Paris-Sorbonne Üniversitesine bağlı Uygulamalı Yüksek Araştırmalar Okulu’nun birlikte düzenledikleri bir kolokyumun ürünlerine dayalı bu kitap bizeşaşırtıcı bilgiler sunuyor. İstanbul’un fethinden, Lozan Antlaşması’na kadar, birden çok medeniyetin stratejik buluşma noktasında yer alan Osmanlı İmparatorluğu, Batı Avrupa için meydan okunacak başlıca hedef konumundaydı. Avrupa kendini birkaç yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun aynasında seyretti ve onunla rekabet halinde iken bile, siyasal ve askeri gücü, yönetiminin mükemmelliği, maddi kültürünün İnceliği karşısında hayranlığını gizleyemedi. Ama özümseme ile dışlama arasında gidip gelen bu hayranlık, sonunda, onu yok etme ihtirasına yenik ştü. Peki, acaba bu gidişat tek yönlü müydü? Kuşkusuz Osmanlı İmparatorluğu da Avrupa’ya yönelik fetih ve dize getirme ihtiraslarından yoksun değildi. Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupalı güçler arasında yüzyıllar boyunca sürmüş ilişkileri connected history (bağlı tarihler) perspektifinden ele alan Harp ve Sulh; Avrupa ve Osmanlılar eski bilgilerimize nüanslı yaklaşımlar getirmekle kalmıyor, yeni araştırmaların sonuçlarını da gün ışığına çıkarıyor; bu çerçevede her iki tarafta öbür tarafın nasıl temsil edildiğine dair imgelere ayrıcalıklı bir yer açılıyor, yakınlaşma biçimlerine, temas mekanizma lan na ve bu temaslan kuran aracılara özel bir önem veriliyor. Kitap, Osmanlı konusunda farklı disiplinlerde uzmanlaşşparlak bir araştırmacılar topluluğunu ve uluslararası planda öne çıkan Osmanlı tarihi uzmanlarından bazılarını bir araya getiriyor. Harp ve Sulh; Avrupa ve Osmanlılar ayrıca, dışa açılma dinamiği çerçevesinde, belki de ilk kez, Türkiyeli okurlara İspanyol ve Portekizli araştırma cila nn çalışmalarını okuma imkânını vererek Akdeniz’in iki ucundaki tarihçilik anlayışlarını buluşturuyor.
SOMMAIRE
Sunuş Emilio Rui Vilar
Sunuş Nora Şeni
Giriş Dejanırah Couto
Osmanlılar ve Avrupa kavramı Gilles Veinstein
16. Yüzyıla ait Türkçe Dünya Haritasında Avrupa düşüncesi Giancarlo Casale Metin Metni Bağlamına Yerleştirmek: Hacı Ahmed ve Osmanlı Dünya Görüşü
Evliya Çelebi’ninSeyahatnâmesi’nde Portekiz ve Portekizliler Jean-Louis Bacqué-Grammont SeçilmişAntoloji
Osmanlılar Hakkında Flander’de 1530’da yayınlanan Portek i z met i nler i Rui Manuel Loureiro Εk
Türklerіn KökenііleіlgіlіRönesans Metinleri: 16. ve 17. Yüzyılların Portekiz Kronіklerіnde etnіk Köken ve Soyağacı Tartışmaları Vasco Resende
Batıda oryantal zamanlar: Padişahların ve Yahudilerin gücü (16. ve 17. yüzyıllar) José Alberto Rodrigues da Silva Tavim 1 - Yahudiler ve imparatorluk: Birkaç perdeli bir dramdan sahneler 2- İktidarların karşılaşması: Padişahlar ve Yahudiler 3 - Sultanlar ve Yahudiler: İktidarlar buluştular mı?
II Bayezid’in Diplomasi Araçları Nıcolas Vatın
16. yüzyıldan 17. yüzyıla geçerken Osmanlı İmparatorluğu ile İspanya krallığı arasında Akdeniz’de Çatışma Mıguel Á. Bunes et Evrım Türkçelik
Osmanlı Aracılarının Doğudaki hukuki Statüsü, 16. Yüzyıl Nicola Melis Aracıların hukuki statüsü Aracı kişilerin uygulamadaki statüsü Gayrimüslim Osmanlı topraklarının statüsü Sonuçlar
SavaşGanimeti olarak Arşiv Belgeleri. Osmanlı-Habsburg İlişkilerinin olağanüstü Birveçhesi Claudıa Römer
Diplomatik Armağanlar: Osmanlı İmparatorluğu ile Batı Avrupa Ülkeleri arasında modern Çağda Yapılan kültürel DeğişTokuş Frédéric Hitzel
Bağışkavramı Pera’daki sefaretler Armağanların listesi Armağanların evrimi Sonuç
Türkiye’de satılmayan Brüksel Halılarından “Türklerin Tavırları”na ve “Büyük Türk’ün Sarayının Tarifi’ne Alain Servantie “Halılara gelince, onları satmak için başka yöntemler bulmak lazım” Halıcı Alostlu Pieter Coecke Pieter Coecke’ün Türkiye’deki Misyonu Türklerin Adetleri ve Tavırları Büyük Türk’ün Sarayının Tasviri Sonuç
XIV. Louis döneminde Fransa ile Türkiye arasındaki kültürel ilişkiler Faruk Bilici XIV. Louis’nin Osmanlı İmparatorluğu içindeki kültürel politikasının temelleri Seyyahlar ve bilginler Sonuç: Peki Türkler neredeydiler?
19. Yüzyıl Turkiye’sinden bir Kozmopolit Gaspare Fossati, İki Dünya Arasında bir “Kılavuz” (1837-1858) Isabella Palumbo-Fossatı Casa
1853’te Meydana gelen İzmir Olayı: 19. Yüzyılda Kapitülasyonlar Maurits H. van den Boogert Sonuç
İki Dünya Aras ı nda: Osmanl ı Subaylar ı , Kültürel Aktar ı m ve Siyasal Etkileşim 19. Yüzyılın İkinci Yarısı-20. Yüzyıl Başı Odile Moreau Giriş III. Selim döneminde yeşeren genç yetenekler fideliği Osmanlı İmparatorluğu ile Mısır arasındaki modernleşmeci rekabet Askeri mühendishânelerin kurulması Yeni askeri okulların açılması Yabancı uzmanlara yapılan çağrı Yabancı diller Osmanlı öğrencilerinin yabancı ülkelere gönderilmesi Askeri ressamlar ve fotoğrafçılar Sonuç
Kentsel Diplomasi, İstanbul İmajının yeni Elçileri Nora Şeni 1. Koçlar... öncü onlar mıydı? 2. Birinci sıraya geçen ikinciler: Sabancılar 3. Eczacıbaşılar 4. Farklı bir örnek: Bilgi Üniversitesi ve Santralistanbul’un kurucuları Sonuç
Katkıda Bulunanlar
Dizin
Sunuş
Emilio Rui Vilar Traduction : Şirin Tekeli
 Avrupa devletlerinin modern ve çağdaş dönemdeki tarihleri Osmanlı İmparatorluğu ile olan ilişkilerine hak ettiği önemli yer verilmeden incelenemez. İstanbul’un fethinden sonra, Rusya dünyası ve Orta Asya, Balkanlar, Akdeniz havzası ve Arap Ortadoğu’su gibi birkaç farklı medeniyetin buluştuğu stratejik bir konumda yer alan Osmanlı İmparatorluğu, topraklarını en uç noktasına kadar genişlettiği dönemde Batı Avrupa için hesaplaşılması hayati bir önem taşıyan bir hedef olmuştur. Batı Avrupa ile diğer coğrafi ve kültürel bölgelerin ortasında yer alan imparatorluk, özellikle Basra Körfezi ve İran’a komşu eyaletleri sayesinde Avrupa, Hint Okyanusu, Güney Asya ve Güneydoğu Asya tacirleriyle ilişkiye girmiş, ticaretini geliştirebilmiş ve zenginleşmiştir. 16. yüzyilda Avrupa kendine, siyası ve askeri rekabet halinde olduğu ama bir yandan da savaş gücüne, idaresinin mükemmelliğine, maddi hayatının inceliğine, kendisininkinden değişik ve değerli bilgi birikimine hayranlık beslediği Osmanlı İmparatorluğu’nun aynasından bakmaktaydı.  17. ve 18. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuda ve Batıda taraf olduğu çatişmalar (Macaristan savaşları, 1683’te Viyana Kuşatmasının hezimetle sonuçlanması, ki bu başansızlık 1699’un Ocak ayında Karlofça Anlaşması’nın imzalanmasına yol açacaktı, 1768-1774 yılları arasında yapılan Osmanlı-Rus savaşları, 1783’te Kırım’ın kaybedilmesi) ve Balkanlar’da, Anadolu’da ve Arap Yarımadası’nda meydana gelen huzur-suzluklar Batılılarm yararına oldu. Kapitülasyonlar sayesinde Osmanlıdan giderek daha fazla ayrıcalık elde ettiler ve Damat İbrahim Paşa’nın (1718-1730) sadrazamliği sırasında yürütülen ekonomik, diplomatik ve kültürel yönden Batıya açılma politikasından yararlandılar. Batılılarm bu, ticaret üsleri kurma, yeni pazarlar kazanma ve siyasi nüfuz elde etme sürecı bir kez başladıktan sonra, uzun vadede sonu İmparatorluğun dağılmasına varacaktı. Öte yandan, Osmanlı İmparatorluğu’nun “Aydınlanma Çaği”na Batıdan gecikmeli olarak girmesi, modernliğe ayak uydurma sürecini etkiledi ve onu siyasi, ekonomik ve ticari saldırılara daha dayamksız hale getirdi.  Dolayısıyla, Batılı güçleri 19. yüzyılın sonunda harekete geğiren ya-yılmacılık hamlesinden Osmanlı İmparatorluğu da payını aldı. Kırım Savaşı (1856) ve Avusturya, Rusya ve Almanya arasında kurulan yeni ittifaklar uluslararası arenadaki siyasi dengeleri altüst etti ve Osmanlının toprak kaybetme sürecini hızlandırdı. Geri dönüşü olmayan bir süreç olmakla birlikte, bu gelişmenin sadece olumsuz yanlarına bakmak yanlışolur. Zira Osmanlı İmparatorluğu bu süreçte ulusların 19. yüzyıl sonunda yaşadıkları tarihe entegre oldu; derinlemesine dönüşümler gerçekleçtirdi ve uzun vadedeki yeni geleceğini şekillendirdi. İlişkileri geliştirmeye elverişli konumundan yararlanarak Batı dünyasına daha çok açıldı; diplomasisini geliştirdi; sosyal değişmenin itici gücü olan, İdeolojik, kültürel ve sanatsal yenilenmelere yol gösteren kültürel aracıların ortaya çikmasına zemin hazırladı. İmparatorluğun kendi geleneklerinden beslenen kültürel, sosyal, siyasi ve kurumsal yapıların çok ötesine giden Tanzimat (1839) reformları, yalnız azınlıkların (millet) statüsünü ileriye götürmekle kalmadı; muazzam bir entelektüel gelişmeyi de tetikledi. Burada Avrupa modernliği ile kurulan derin etkileşim hareketinin, diyalogun ve hesaplaşmanın etkisi göz ardı edilemez. 19. yüzyıl sonunda
Batılı güçler, Rusya ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki rekabetler, çıkar çatışmaları ve ittifak sistemlerindeki değişkenlik, karşılıklı güvensizlikler ve yanlışanlamalar, Batılıların ekonomik ve kültürel yönden baskın konumları, bazı yazarların Tanzimat reformlarını tartışmaya açmalarında ve bu gelişmelerin İmparatorluğun Müslüman kimliğine geri dönülmesine neden olduğunu ileri sürmelerinde mutlaka etkili olmuştur. Ancak, sosyal yapının pek çok kademesinde Avrupa’nın etkisi geri dönülmez izler brakmıştır. İdeolojik ve siyasal hareketler de kendilerini, Batılı düşünce ve değerlerin aynasından bakarak kurmuşlardır.  Fundação Calouste Gulbenkian (Calouste Gulbenkian Vakfı, Lizbon) ve École Pratique des Hautes Études (Uygulamalı Yüksek Araştırmalar Okulu, Paris) işbirliğiyle 24-25 Kasım 2009’da, aynı yıl Fransa’da düzenlenen “Türkiye Mevsimi” (Saison de la Turquie en France) çerçevesinde gerçekleştirilenL’Empire ottoman et l’Europe : interactions politiques et translations culturelles,xvi e- xix e siècle(Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa: Siyasal ve Kültürel Alışverişler, 16.-19. yüzyıl) adlı uluslararası kolokyuma sunulan bildirileri içeren bu kitapHarp ve Sulh; Avrupa ve Osmanlılaradıyla okurlarla buluşuyor. Kitabın amacı bir yandan eski bilgilerimizi yeni bir gözle okumak, bir yandan da, Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupalı güçler arasında modern ve çağdaş dönemde kurulan çok özel ilişkilerin tarihine ışık tutan yeni araştırmaları bir araya getirmektir. Daha dar anlamda, farklı disiplinlerden uluslararası bir bilim topluluğunu bir araya getirerek, iki dünya arasındaki ilişkilerin kuruluşaraçlarını ve aktörlerini inceleyen ara biçimlerini, ştirmalara ayrıcalıklı bir yer vermek istedik. Diplomatik inisiyatiflerin, entelektüel hayatın veçhelerinin, sanat biçimlerinin, yabancı toplulukların tarihinin, elçilerin, seyyahların, yazarların, koleksiyoncuların, sanatçıların ve askeri uzmanların rollerinin mercek altına alındıği bu çalışma, iki dünya arasındaki diyaloglara, nüanslara olabildiğince genişyer verere biçimde k yaklaşmaktadir.  Calouste Gulbenkian, İstanbul’un Anadolu yakasında, Üsküdar’da doğmuştur ve Osmanlı İmparatorluğu’nun petrol kaynaklarının kullanılmasında hayati bir roi oynamıştır. Gulbenkian Vakfi 1956’daki kuruluşunun ardından, insani, bilimsel ve kültürel nitelikte pek çok önemli girişime maddi destek sağladı. Bu çabaların en sonuncusu da, İstanbul’un “Avrupa Kültür Başkenti” unvanını üstlendiği –ki bu sadece sembolik bir unvan değildir– 2010 yılında bu kitabın yayınlanmasına verdiği destektir.  Gulbenkian Vakfı, Uygulamalı Yüksek Araştırmalar Okulu’nun Tarih ve Filoloji Araştırmaları bölümünde araştırma yöneticisi ve öğretim üyesi olan Dejanirah Couto’ya, kolokyumun düzenlenmesi için olduğu kadar, bu kitabın yayına hazırlanmasında gösterdiği olağandışı çabalar nedeniyleşükran borçludur.  Son olarak, İstanbul Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (IFEA) direktörü NoraŞeni’ye, kolokyuma gösterdiği ilgi ve bu kitabın hazirlanmasina ortak-yayıncı olarak katkıda bulunarak verdiği destek için teşekkür ediyorum. Sayesinde Kitap Yayınevi tarafından yayınlanan bu kitap, enstitünün yeni yayın dizisinde yer almakta ve okurların ilgisine sunulmaktadır.
AUTEURS
EMILIO RUI VILAR Calouste Gulbenkian Vakfı Başkanı
Sunuş
Nora Şeni Traduction : Şirin Tekeli
Kitap Yay ı nevi’yle birlikte Fransız Anadolu Araşt ı rmalar ı Enstitüsü (IFEA) olarak yayınlad ı ğ ı m ı z bu üçüncü kitab ı n “Fransa’da Türkiye Mevsimi” çerçevesinde yer alm ış“Osmanl ı olan İmparatorluğu ve Avrupa” sempozyumunun tebliğlerinden oluşmas ı birden fazla bakımdan anlaml ı : Gulbenkian Vakf ı ’n ın ve École Pratique des Hautes Études (EPHE, Uygulamal ı Yüksek Araşt ı rmalar Okulu, Paris) ile birlikte organize etmişı 2009’da haylı olduğu bu bilimsel toplant başar ı l ı birşekilde gelişen “Fransa’da Türkiye Mevsimi”nin izlerini taşı yor. Bu izler yaln ı zca tebliğlerin anlatt ı ğ ı Avrupa/Osmanl ı , Avrupa/Türkiye ilişkilerinin koklülügünü, kadimliğini, iç içe geçmişliğini ifade etmekle kalm ı yor, bilim kurumlar ını n, bilimsel araşt ı rmac ı lar ı n, tarihçilerin müştereken çalıştığı, görüştüğü, fikir ve araşt ı rmac ı , tebliğ ve yay ı n teatisninde bulunduğu ağlara, arenalara dikkatı çekiyor. Bu mevsimin sanatsal, kültürel, bilimsel programlar ı n ı n yarattığı etki, Fransa-Türkiye aras ı ndaki iletişim kanallar ının t ı kal ı değil canl ı olduğunu, iki toplumun birbirlerine duyduğu ilgiyi, merak ı , hatta talebi gözler önüne serdi.  Frans ı z Anadolu Araşt ı rmalar ı Enstitüsü bu dinamiğe tüm enerjisiyle kat ı ld ı .ARTE’de “Kültür, Dünya Metropolü İstanbul’un Emrinde” sempozyumu, Fransa’n ın en elit bilim adamlar ını bar ı nd ı ran Académie des Inscriptions et Belles Lettres’de “Oryantalizm, Oryantalistler ve Osmanl ı İmparatorluğu” kolokyumu bu mevsimde düzenlemişolduğu etkinliklerden. Enstitünün araşt ı rmacılar ı ise mevsim süresince Fransa’daki çeşitli toplant ı lara konuşmac ı olarak, organizatör olarak iştirak ettiler, Türkiye’yi, arkeolojik çal ışmalar ını , tarihini, kentlerinin büyümeşekillerini ve sorunlar ını anlatt ı lar, sorunlar ı n Avrupa’dakilere ne kadar yak ı n ve benzer ve nerede, nas ı l, ne derece farkl ı olduğunun ölçülebilmesine yard ı m ettiler. Elinizdeki bu kitap var oluşunu büyük ölçüde Paris’te yaşayan, EPHE’nin parlak bir araşt ı rmac ı s ı Dejanirah Couto’nun tükenmez enerjisine ve derin bilgisine borçlu. Uzmanl ı k alan ı 16. yüzy ı l’da Portekiz’in Hint Okyanusu’na aç ılı m ı n ı ve İslam dünyas ı yla ilişkilerini (Osmanl ı , İran, Hindistan) kapsayan Couto 2009’da, İstanbul’da, bir yandan misafir araştırmac ı olarak bulunduğu IFEA’daki çalışmalarını yürütürken bir yandan da Paris’te gerçekleşecek “Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa” toplantısını hazırlıyordu. Toplantı tebliğlerini her zamanki itinası ve konuya hâkimiyetiyle çevirenŞirin Tekeli’nin ise bu kitabın başarısındaki rolü büyük.  Ancak bu buluşma, “Osmanl ı İmparatorluğu ve Avrupa” toplant ı s ı n ı n gerçekleşebilmesi, Fransa’dan, Türkiye’den, Amerika’dan, Portekiz’den, İtalya’dan, Belçika’dan, Hollanda’dan ve Avusturya’dan araşt ı rmac ı lar ın Paris’te bir araya gelebilmeleri, tebliğlerin son derece k ı sa bir zamanda bask ı ya haz ı rlanabilmesi ve tam da 2010’da –İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olduğu y ı lda– yayınlanmas ı , bütün bunlar Calouste Gulbenkian Vakf ı ’n ın başkan ı Emilio Rui Vilar sayesinde mümkün oldu. Kendisineşukran borcumuzu burada ifade etmek isterim.
Un pour Un
Permettre à tous d'accéder à la lecture
Pour chaque accès à la bibliothèque, YouScribe donne un accès à une personne dans le besoin