Üzeyir Lokman ÇAYCI : LAİKLİK

Üzeyir Lokman ÇAYCI : LAİKLİK

-

Documents
14 pages
Lire
Le téléchargement nécessite un accès à la bibliothèque YouScribe
Tout savoir sur nos offres

Description

LAİKLİK Üzeyir Lokman ÇAYCI Laiklik konusu nasıl irdelenmelidir? Günümüzde bazı yöneticilerin laiklik karşıtlıklarının ne anlama geldiği, sergiledikleri İslâm’a, ahlâka, hukuka ve insan onuruna ters davranışlarıylaaçığa çıkıyor. Laikliğin bölücülüğe, ayırımcılığa, taraflılığa, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, eşitsizliğe engel olması çağdışı görüşleri, ilkel fikirleri, yobaz kişileri tedirgin ediyor! Yani laiklik düşmanlığı arttıkça İslam’dan uzaklaşma, Müslümanlar’dan tiksinme gibi tepkiler yükseliyor! Laiklik din tacirliğine, dinin ve dinî değerlerin siyasete alet edilmelerine, eğitimin bölük pörçük olmasına engel olmaktadır! Hukuk düzeni laiklikle teminat altındadır! Dinî baskılar, otoriterleşen eğilimler, kutuplaşmalar, çatışmalar, din ve mezhep kavgaları, görüntü anarşisi, yobazlık, tutuculuk, yalan haberler, laik düzen içerisinde yer bulamamaktadır. Din algısını bozan ALLAH’la kul arasındaki bağı çözen, insanlar arasındaki ilişkiyi çürüten, düşmanlığı körükleyen, İslam’ı ana çizgisinden çıkaran, hurafeleri yaygınlaştıran, saplantıları kökleştiren bütün iğreti ve tehlikeli düzenleri laiklik devre dışı bırakmaktadır. Devletin yücelmesi, insanların özgürleşmesi, okulların çağdaş eğitimle güzelleşmesi, bilimin, ilmin, aydınlığın gelişmesi laik düzenle mümkün olabilmektedir.

Sujets

Informations

Publié par
Publié le 27 décembre 2018
Nombre de visites sur la page 20
Langue Turkish
Signaler un problème
LAİKLİK
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Laiklik konusu nasıl irdelenmelidir?
Günümüzde bazı yöneticilerin laiklik karşıtlıklarının ne anlama geldiği, sergiledikleri İslâm’a, ahlâka, hukuka ve insan onuruna ters davranışlarıyla açığa çıkıyor. Laikliğin bölücülüğe, ayırımcılığa, taraflılığa, adaletsizliğe, hukuksuzluğa, eşitsizliğe engel olması çağdışı görüşleri, ilkel fikirleri, yobaz kişileri tedirgin ediyor! Yani laiklik düşmanlığı arttıkça İslam’dan uzaklaşma, Müslümanlar’dan tiksinme gibi tepkiler yükseliyor!
Laiklik din tacirliğine, dinin ve dinî değerlerin siyasete alet edilmelerine, eğitimin bölük pörçük olmasına engel olmaktadır!
Hukuk düzeni laiklikle teminat altındadır! Dinî baskılar, otoriterleşen eğilimler, kutuplaşmalar, çatışmalar, din ve mezhep kavgaları, görüntü anarşisi, yobazlık, tutuculuk, yalan haberler, laik düzen içerisinde yer bulamamaktadır. Din algısını bozan ALLAH’la kul arasındaki bağı çözen, insanlar arasındaki ilişkiyi çürüten, düşmanlığı körükleyen, İslam’ı ana çizgisinden çıkaran, hurafeleri yaygınlaştıran, saplantıları kökleştiren bütün iğreti ve tehlikeli düzenleri laiklik devre dışı bırakmaktadır. Devletin yücelmesi, insanların özgürleşmesi, okulların çağdaş eğitimle güzelleşmesi, bilimin, ilmin, aydınlığın gelişmesi laik düzenle mümkün olabilmektedir.
Kur’an-ı Kerim dışında, ahlaksızlıklarla beslenen, hırsızlıklarla anılan, kültürsüz, insanî iletişimleri reddeden, dostluk ilişkilerini hazmedemeyen, cinsiyet ayırımcılıkları, çocuk evlilikleri adıyla anılan cinsel sapıklıkları kurumlaştıran demokrasi dışı oluşumlar bu sebeple laikliğe karşı çıkmaktadırlar!
Laiklik bireysel özgürlükleri hiçbir zaman kısıtlamamaktadır. Şekilcilik, çıkarcılık, ırkçılık, dincilik, bölücülük laikliğin reddettiğı unsurlardandır!
Küçük çocukları baskı altında tutan, onları zorla yaşlarının dışındaki kılıklara sokan, oyun çağında, baskıyla, istenmeyen okullara tıkan ve istikballerini öldüren sistemin adı diktatörlüktür!
Gençliği körelten, korkutan, özgürlüklerini kısıtlayan, önünü tıkayan ve gelişimlerini önleyen ülkelerde laiklikten söz edilemez.
İçinde bulundukları çağ dışı konumlara inandırılanların, dini safsatalara ve tarikatlara dayandıranların Kur’an-ı Kerim’le ve ALLAH’la irtibatları söz konusu olamaz.
Özgür insanların ibadetleri ve düşünen insanların inançları kabul görür... Anlaşılmayanlarla, bilinmeyenlerle kişiler takva sahibi olamazlar. Kalbe intikal etmeyen, yaşamı kapsamayan, davranışları şekillendirmeyen, devleti yüceltmeyen, milleti onurlandırmayan bağlantılar, bilgiler, uygulamalar ya da inanca dair gösteriler ve ibadetler dini temsil etmezler.
Birilerinin saltanatı, yüksek hırs taşıyan hevesleri, israfla şekillenen böbürlenmeleri için kendilerini feda edenler ya da sürüleşenler çağdaş dünyada kölelikten başka bir vasıf taşıyamazlar.
Laiklik yaşam kalitesidir
Avrupa’da kediler bile kırmızı ışıkta duruyorlar, yaya geçitinden geçiyorlar. Yani öğretilenleri uyguluyorlar, istenildiği gibi hareket ediyorlar. Yani söz dinliyorlar! Ama bazı insanlara gerçekleri anlatmak ve öğretmek mümkün olamıyor!
Bir ülkede, bir eğitim kurumunda felsefe yoksa, vesvese (*), cehalet ve kötülük vardır
¤ El Kindi 1200 sene önce «Felsefeye düşman olanın dini ve ALLAH’ı olmaz», diyor. Din tüccarları tabirini de ilk kez El Kindi’den duyuyoruz. ¤ İbn-i Rüşt : Fakih yani hukukcu, filozof ve felsefeci ¤ Kanunî Sultan Süleyman rüşveti yasallaştırarak, kurumsallaştırmış ve Piri Reis’in kafasını kestirmiştir. Kapasitesi insanları ve ilmî üstünlükleri anlamaya yetmediği için cinayet işlemiştir.
¤ Yavuz Sultan Selim, Şeyhül-islam Ebu Suud ile felsefeyi kaldırmış, ilmin yok olmasının ve Osmanlı’nın çöküşünün yolunu açmışlardır. Bunların insan sevgisini reddetme anlamını taşıyan bu davranışlarının yaraları günümüze kadar uzanmıştır.
¤ İlk sosyolog olan İbn-i Haldun’u Abdulhamid yasaklamıştır! ¤ 4. Murat döneminde Nefi’yi denize atarak öldürmüşlerdir... ¤ 1632 yılında Ahmet Çelebi Galata Kulesi’nden uçarak karşıya geçti. Bunun karşılığı olarak Kahire’ye sürüldü. ¤ İlim adamı olan ve kazaya namaz bırakmayan Mahmut Muhammet Taha’yı dinsiz diye astılar. Kendilerini dindar zanneden dinsizlerden, başka bir davranış beklenemezdi. ¤ Muaviye de Hz. Ali için namaz kılmıyor diye iftira etti.
«Cehalet, inancın, ilmin ve ilerlemenin önleyicilerindendir.» Laiklik karşıtları karakolların, cezaevlerinin ve icra dairelerinin sayılarını artırdıkları için öğünürler.
¤ AKP ile Yunus Emre sansürlendi...”Fareler ve İnsanlar” sakıncalı: “Şeker Portakal” erotik bulundu. Hayyam suçlu ilan edildi... ¤ Ünlü İspanyol ressamı Salvador Dali'ye aşırı tavırları nedeniyle deli sıfatı takıldı.
¤ Thales dünyanın en dahi insanlarından biriydi. Ancak Thales açlıktan öldü! Ebu Cehil de namaz kılıyordu, tavaf yapıyordu, oruç tutuyordu. Kıldığı namazlar, yaptığı tavaflar, tuttuğu oruçlar, günahlarını temizlemeye yetmedi.
Kur’an-ı Kerim’de ALLAH, 700 kez aklınızı kullanın, 270 yerde de «akıl edin» diyor. Mustafa Kemal ATATÜRK ise «Asıl düşman şeriatçılıktır. Medrese kafasıdır. Din adına softa baskısının akıl özgürlüğünü kısıtlamasıdır. Laik, çağdaş bir devlet kurulmadıkça, eğitim ikiliği yüzünden, millî parçalanmanın önüne geçilmedikçe, zaferde kazansak, kurtulmuş sayılmayız.» demektedir.
Akla, bilime, bilgiye tahammülleri olmayanların laikliğe tahammülleri olamaz. Okunmayanlara, bilinmeyenlere, bilimsel eserlere, Atatürk’e, çağdaş düşünürlere, sanata, sanatçıya ve felsefeye düşmanlığın kökeninde laiklik düşmanlığı vardır.
Laiklik düşmanı kişilerin servetlerine servet katmaları, sık sık yolsuzlukla anılmaları, ülkelerinde sürekli problem oluşturmaları, şaibeli, cahil insanları yüceltmeleri, okumuş ve bilen insanlardan korkmaları bu yüzdendir.
Cahilin ingilizce karşılığı «gözardı eden» anlamına gelmektedir. Yani görmeyen, farketmeyen, irdelemeyen...
Kapasiteleriyle ortaya çıkamayanlar, hakaretleriyle boy gösteriyorlar!
Laiklik, gösterişi engeller, saray, şato, keyif, şatafat hayatını ve israfı reddeder. Demokrasinin ruhu ve çekirdeğidir.
Laiklik düşmanları aynı zamanda Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarıdır. İntikam hevesleriyle, öc alma tutkularıyla kendilerini gösterirler. Laiklik düşmanları huzurun, özgürlüklerin, demokratik tepkilerin varlığını kabullenemezler.
Suç işlerler, hata yaparlar, kanunları tanımazlar, kendilerine karşı çıkanları ve eleştirenleri de çeşitli şekillerde cezalandırırlar. İftiradan ve tertip yapmaktan hiç çekinmezler!
Siyaset çirkinleştikçe insanlar tanınmaz hâle geliyor! Bu sebeple önce «kötülükleri tahtlarından indirmek» gerekiyor!
Cehaleti ve cahilliği Kur’an-ı Kerim gibi laiklik de reddetmektedir.
İnsanların, bilgiyle, kültürle, akılla, düşünceyle şahsiyetli bireyler haline gelmeleri; camilerle, türbanlarla milleti oyalayanları ve din istismarlarıyla hayatlarını sürdürenleri, İslam dışı bir yol izleyenleri korkutmaktadır.
Bilen insan cehaleti irdelemede zorluk çekmez. Hataları, ihanetleri, hileleri, oyunları çabuk görür.
Aydın insan ALLAH ile kendisi arasına aracılar koymaz... Tanrı’yı devre dışında bırakanların şeyh kabul ettikleri kişilerle birlikte cehennem yoluna koyulacaklarını düşünür.
ALLAH ve Kur’an-ı Kerim varken, din dışı telkinlerle, birilerine tabi olarak, yaratılış gayesinin dışına çıkmayı bir zül sayar!
Bir şeye hazır olmak ancak 1° Zihinsel güçlülük «irade» ile bu da bilgiyle, akılla, düşünce ile gerçekleşir. 2° Ekonomik «para, varlık» üstünlükle, yani stratejiyle, üretimle, eğitimle, çağdaş yeteneklerle oluşturulur. 3° Psikolojik «bilgiye, sağlığa, dostlara ve desteklere» yeteneklere sahip olmakla mümkündür. Günümüzde fertlerin zihinsel, ekonomik ve psikolojik güce erişmelerini önleyen, engelleyen, ortadan kaldıranların hepsi laiklik düşmanlığı ile anılmaktadırlar.
Ülkemizde dört konunun bilinmesi veya anlaşılması ya da konuşulması istenilmemektedir 1° Kur’an-ı Kerim (Kur’an Kerim anlaşılırsa istismarı mümkün olmayacaktır) 2° Mustafa Kemal ATATÜRK (Dindarlığı, inancı, inanca saygısı anlaşılırsa, hakaret edilmesi mümkün olamayacaktır) 3° Felsefe ( Gerçekler öğrenilirse, gerçeklerin öğrenilme yolları açılırsa yapılan kötülüklerin tespit edilmesi kolaylaşacaktır)
4° Aydın, bilim sahibi, çağdaş ve kültürlü insanlar (konuşurlarsa, yazarlarsa, gerçekleri tespit ederlerse, gizlenenleri açığa çıkarırlarsa, kötülük yapanların ve cahil yöneticilerin foyaları açığa çıkarılacaktır)
¤ Celaleddin-i Rumî «Gören göz uyuyamaz» demektedir. Yani uyuyamadığı gibi uyutulamaz da...
«2 kere 2 = 4 eder zorunlu sonuçtur!» Zorlama sonuç değildir.
Polonya’da halk milisi için adam seçmekle görevli olan parti komiseri ilk adaya sorar : - İki kere iki kaç yapar ? - Dört - Bir daha soruyorum, iki kere iki kaç yapar? - Beş. - İki kere iki kaç yapar? - Altı. Komiser, adamın düşünceler hanesine şunları yazmış : Hizmete alınabilir. Ahmak ama gelişme halinde. Sonra ikinci adaya geçmiş : - İki kere iki kaç yapar? - Beş. - Bir daha soruyorum, iki kere iki kaç yapar? - Beş. - İki kere iki kaç yapar? - Beş. Düşünceler hanesine yazılan söz : Hizmete alınabilir. Ahmak ama kararlı. Üçüncü adaya geçmiş : - İki kere iki kaç yapar - Dört. - Bir daha soruyorum, iki kere iki kaç yapar? - Dört. - İki kere iki kaç yapar? - Dört. Düşünceler hanesine yazılan söz : Hizmete alınamaz. Aydın olması muhtemel.
*** O halde modern asırda söz sahibi olabilmenin tek yolu, cehaletten ve laiklik düşmanlığı yapanların şerlerinden korunmaktan geçiyor.
Haksızlıkları kamufle etmek için ibadetleri, cami yapımlarını ve türbanı öne sürüyorlar
Bu şekilde geri planda işlefikleri suçlar ve günahlar gizlenilmektedir.
«Aldatmalara vasıta yapılan türban, cami, din maskesi ve istismar hepimizin dikkatlerini çekebilecek önemli özelliklerindendir.
Sümerbank, şeker fabrikaları gibi yüzlerce stratejik kurumları, fabrikaları satmaları, sürekli düşman üretmeleri, çelişkiler içinde bulunmaları, bir alyans yüzükle yola
çıkmalarına rağmen servet üzerine servet katmaları henüz farkedilmemiş olsa bile açığa çıkan gerçekler onları teşhir etmeye yetiyor.
Laiklik karşıtları tarafından yönetilen bir ülkede, yöneticiler çevreleriyle birlikte şatafatın içerisinde yüzerlerken üniversite mezunlarına simit sattırılır, diploma sahibi atanamayan öğretmenler de intihara sürüklenir ve insanlar açlıktan ölürler.
Herkes kapısını, gözlerini, kulaklarını, ağızlarını kapatırsa bizi rahatsız edecek olaylar artarak ortaya çıkar. Ve önlenemeyecek bir hâl alır.
Akıl iyi kullanıldığı zaman yetenekler ortaya çıkar... Yetenekleri olan kişiler ise başkaları tarafından kolay kolay kullanılamazlar.
Müslüman olarak bilinen ve saplantılar içerisinde bulunan çağdışı ülkelerde İslâm yaşanmıyor! Gösterişe dayalı sözde Müslümanlık ise kişileri bilmeden dinden çıkarıyor!
2010’da George Washington Üniversitesi'nin Uluslararası İlşkiler bölümünde hazırlanan ve Global Economic Journal isimli dergisinde yayınlanan “An Economic Islamicity Index” başlıklı makaleye dayalı ve her yıl güncellenen verilere göre Kuran-ı Kerim’e ve İslâmî ideallere en uygun olarak yönetilen ilk üç ülke: İrlanda, Danimarka ve Lüksemburg... Listedeki en Müslüman İslam ülkesi 33. sıradaki Malezya (yüzde 61'i Müslüman). Türkiye 71. sırada, İran 139. sırada, Pakistan ise 145.sırada. İslam'ın doğduğu topraklar olarak bilinen Suudi Arabistan ise 91. sırada. Bu akademik çalışmadaki ölçümler ekonomik ilerleme, devlet yönetimi, insanî ve politik haklar ve uluslararası ilişkiler ile ilgili konulardaki İslâmî öğretiler temel alınarak yapılmış ve toplam 208 ülke değerlendirmeye alınmıştır.
Bu makaleyi hazırlayan grubun başında bulunan İran doğumlu Profesör Hossein Askari'ye göre İslama uygun bir ülkenin özellikleri şöyle özetleniyor: "Eğer bir ülke veya toplum seçimle gelmeyen baskıcı ve adaletsiz yöneticiler tarafından yönetiliyorsa, insanlar kanun önünde eşit değilse, din dahil hiç bir konuda düşünce özgürlüğü yoksa, bazıları fakirlik çekerken diğerleri lüks içinde yaşıyorsa, sorunların çözümünde diyalog ve uzlaşma yerine baskı ve şiddet uygulanıyorsa ve adaletsiz uygulamalar yaygınsa burası hiçbir şekilde bir İslam ülkesi olamaz."
Yolsuzluk sıralamasında İsveç, dünyanın en son sırada olan ülkesi...
Laiklik düşmanları, Müslüman görünen ve İslam’dan çok uzakta bulunan yobazlardır
Laiklik düşmanlığının olduğu ülkelerde ilerleme, kalkınma, insan sevgisi ve erdem söz konusu olmaz... Tecavüz, hırsızlık, yolsuzluk, cinayet, israf ve cehalet ise zirveye ulaşmaktadır.
Laiklik düşmanı ülkelerde, sesini, sözünü, özünü dünyaya duyurabilecek insanlar çıkmaz.
Yandaşlaştırılan medyanın bugünkü psikolojik yansımaları ise kendi kusur, suç ve günahlarının anlaşılmaması için sergileniyor...
Laiklik de, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK de bu sebeple sıkışmışlık içerisinde bulunanların ve akıllarını kullanmayanların sürekli hedeflerinde yer alıyor!
Hem de bunlar göz baka baka Atatürk’ün kurduğu müesseseler satılarak, Cumhuriyet ortadan kaldırılarak, vasiyetleri ve hedefleri yok sayılarak gerçekleştiriliyor!
Peygamberimiz (S.A.) «Adaletle karar vermek imtihandır.» diyor. Sorun insanlara İslam’ı dillerinden düşürmeyenlerin 16 yıldır yönettikleri Türkiye’de adaletin zerresinden söz eden var mı?
Geçmişe dönüp bakın : 18 Mayıs 1995 tarihinde, Star Televizyonunda Engin ARDIÇ günün yorumunu yaparken «Adalet olmayan ülkede adalet bakanı var, insan hakları olmayan ülkede insan hakları bakanı var» demişti. Bugün ise dünden çok daha hazin...
Katip ÇELEBİ, Mizan isimli kitabında «Geometri bilmeyen kadı adil hüküm veremez» diyor.
¤ Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri de «Marifetname» isimli eserinin birinci cildinin, 110. sayfasında Peygamberimizin (S.A.) sözünü naklediyor : «Devlet başkanlarının yalanlarını tasdik eden ve zulümlerine yardımcı olan benden değildir.»
«Hani nerede Atatürkçüler, nerede Müslüman görünenler, derken, heni gerçek Müslümanlar? » demeden de kendimizi alamıyoruz.
“Laiklik = Dürüstlük, ülkü, ilke Laiklik = Nezaket, medeniyet Laiklik = Hoşgörü Laiklik = İlerleme, yükselme, bilgi sahibi olma, eğitim, bilim Laiklik = Çağdaşlık, aydınlanma Laiklik = İnanç özgürlüğü Laiklik = Huzur, güven, adalet Laiklik = Eşitlik, paylaşma” demektir.
Laiklik düşmanları her olumlu hareketin karşıtı olarak karşımıza çıkıyorlar.
Yukarıda bahsettiğim konuları doğrulayan bir haber!
Ülkeyi ayakta tutmak için cahil nesil lazım diyen bir rektör,hem de AKP’li... Dünyadan ve bilimden haberi yok: üstelik cehaleti savunuyor!
Kuran-ı Kerim’e ve İslâmî ideallere en uygun olarak yönetilen ilk üç ülke: İrlanda, Danimarka ve Lüksemburg’un seçilmesi de boşuna değil
Kaynak : GAZETE 2023, 22 Mart 2016
Konu bitmedi. Ülkeyi ayakta tutmak için cahil nesil lazım” diyenAKP’lirektörProf. Dr. Bülent Arı,terfi ettirilerek YÖK Denetleme Kurulu üyeliğine atandı. Yani cehaleti savunması,ödüllendirme sebebi sayıldı!
Kaynak : Yüzde yuz haber, 16 Aralık 2016
Recep Tayyip Erdoğan’ıkutsallaştıran AKP’li bir parti başkanı...
Diyanetişleri teşkilatı ise bu sözlerin seyircisi...
AKP ilime, bilime, huzura kapılar açmıyor.
Hiçbir kimse yerinde değil, tahsil yapmak meslek sahibi olmaya yeterli olmuyor!
Sistem AKP’li olmaya zorluyor, vatandaş olmaya değil... Bilgi, kariyer, tecrübe aranmıyor!
Adaletsizliğin ortasında yer alanlar ne yazık ki kendi yarınlarını da, çevreye, topluma çocuklara nasıl yansıdıklarını düşünmüyorlar! Devletin en üst kademesinden yapılan hakaretler ve adaletsizlikler en alt kademedekileri tedirgin etmektedir.
Bu bozulmanın sonu çürümedir, bu da Türkiye’ye hayır getirmeyecektir!
¤
Atätürk’e hakaret de ödüllendirme sebebi oldu. Atatürk’e hakaret edenlere iltifat ediliyor... Atatürk’e hakarete ceza verilmiyor! Atatürk’e dil uzatmaktan çekinmeyenler AKP’li yöneticilerin tayin ettiği kişiler! Atatürk’e hakaret eden kişilerin çoğu laiklik düşmanı!